Akaidin Tanımı
03.11.2013 22:38
Akaid, akd kökünden türetilmiş olan akîde kelimesinin çoğuludur.
Akîde, sözlükte "gönülden bağlanılan, düğüm atmışçasına sağlam inanılan
şey"demektir. Dinî literatürde akîde, "inanılması zorunlu olan ilke" (iman
esası, mü'menün bih), çoğulu olan akaid kelimesi ise "İslâm dininde inanılması
farz olan hususlar, iman esasları, dinin temel kural ve hükümleri" anlamına
gelmektedir.
Buna göre, dinin temel kural ve hükümlerini oluşturan iman esaslarından
bahseden ilme de akaid ilmi denir.
İslâm akaidinin ilk ve en önemli kaynağı Kur'ân-ı Kerîm, daha sonra da
sahih hadislerdir.
İslâm akaidini oluşturan esaslar, Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadislerde hiçbir yoruma
mahal bırakmayacak şekilde açık, yalın ve sade olarak yer almıştır.
Kur'an'da Allah'a, peygamberlerine, kitaplara, meleklere, âhirete, kazâ ve kadere
iman konusuna temas eden ve yer yer ayrıntılı bilgiler veren birçok âyet vardır.
Hadis kitaplarının “iman, enbiya, tevhid, cennet, cehennem, kader, kıyamet”
gibi bölümlerinde, iman esaslarıyla ilgili çeşitli açıklamalar yer almaktadır.
Bu sebeple de Kur'an âyetleri ile başta mütevâtir hadisler olmak üzere sahih hadisler
akaidin temel kaynaklarını teşkil eder.
Duyu organlarının verileri ve akıl her ne kadar akaid ilminin
kaynakları arasında ise de, bu ikisi doğrudan doğruya dinî prensiplerin ve
iman esaslarının belirlenmesinde kaynak sayılmazlar.
Akıl ve duyu organlarının verileri, daha çok âyet ve hadislerin belirlediği
esasların açıklanması, yorumu ve ispatlanması konusunda malzeme oluştururlar,
nakli desteklerler.
Bu sebeple iman esaslarının belirlenmesinde tek kaynak vahiydir.
İslâm akaidini oluşturan esaslar, hem kesin delile dayanmaktadır hem
de apaçıktır. Zamana, mekâna, fert ve toplumlara göre değişiklik göstermez.
Bu hükümler bir bütün teşkil edip, bölünme kabul etmezler. Yani bir kısmına
inanıp bir kısmına inanmamak söz konusu olamaz.