İmanın Artması ve Eksilmesi
03.11.2013 23:14
İman, inanılması gereken hususlar (iman esasları) açısından artmaz ve
eksilmez.
Bir kimse iman esaslarının hepsini kabul edip de, bir veya bir kaçına
inanmasa meselâ meleklere inanmasa veya namazın farz yahut adam
öldürmenin haram oluşunu inkâr etse, iman etmiş sayılmaz.
Bu durumda iman gerçekleşmediğinden artması ve eksilmesi
söz konusu olamaz.
Herkes aynı hususlara iman etmekle yükümlüdür.
İnanılacak esaslar konusunda bilginle cahil, peygamber olan ve
olmayan, kadınla erkek arasında hiçbir fark yoktur.
İman, güçlü veya zayıf olma açısından farklılık gösterir.
Kiminin imanı kuvvetli kiminin zayıftır.
Kiminin imanı tam anlamıyla içine sinmiş, kimininki yüzeysel
kalmıştır.
Kimininki işitme ve düşünmeye bağlı bilgi ve inanç seviyesinde,
kimininki görmeye dayalı bilgi ve inanç seviyesinde, kimininki
de yaşamaya, gönülden duymaya ve iç tecrübeye dayalı bilgi ve
inanç seviyesindedir.
İmanda bu çeşit bir farklılığın bulunduğuna âyet ve hadislerde de
işaret edilir.
İbrâhim (a.s.) ölüleri nasıl dirilttiğini göstermesini Allah'tan istemiş,
âyette buyurulduğu gibi yüce Allah'ın "inanmadın mı?" sorusuna
"(gözümle de görerek) kalbim tam yatışsın diye" (el-Bakara 2/260)
cevabını vermiştir.
Böylece onun Allah'ın ölüleri nasıl dirilttiğini gördükten sonraki
imanının önceki imanından daha güçlü olduğu belirtilmiştir.
Kur'ân-ı Kerîm'deki
"İman etmiş olanlara gelince (her inen sûre) daima onların
imanını artırmıştır"
(et-Tevbe 9/124);
"O, müminlerin yüreklerine imanlarını katmerli bir imanla
artırmaları için mânevî kuvvet indirendir"
(el- Fetih 48/4);
"Müminler ancak onlardır ki, Allah anıldığı zaman yürekleri
titrer. Allah'ın âyetleri kendilerine okunduğu zaman bu onların
imanını artırır"
(el-Enfâl 8/2)
anlamındaki âyetler ile bu konudaki hadisler, imanın kuvvet,
kalbin derinliklerine nüfuz yönüyle farklı seviyelerde olabileceğini,
nitelik yönüyle artma ve eksilme gösterebileceğini ifade etmektedir.